top of page
  • Whatsapp
  • Youtube
  • Black Instagram Icon

Zihindeki Savaş: Travmatik Anılarla Barışmak Mümkün mü?

Bir anlığına sırtınızda görünmez, ağır bir çanta taşıdığınızı hayal edin. Sabah kalktığınızda orada, işe giderken orada, sevdiklerinizle yemek yerken orada... Çantanın içinde geçmişten gelen taşlar var: Hayal kırıklıkları, ani kayıplar, utanç anları veya güvende hissetmediğiniz o korkutucu saniyeler.

Çoğumuz, o çantayı yok saymaya çalışırız. "Geçti gitti," deriz. Ama bedenimiz "geçmediğini" bilir. Aniden gelen bir öfke patlaması, sebepsiz bir ağlama krizi ya da ilişkilerde sürekli aynı duvara çarpmak... İşte bunlar, o çantanın "Ben hala buradayım" deme şeklidir.

Peki, psikolojide sıkça duyduğumuz bu "Travma" aslında nedir ve ondan kurtulmak için ne yapmalıyız?

Travma: Sadece "Büyük Olaylar" Değildir

Travmayı genelde deprem, kaza veya şiddet gibi büyük olaylarla (Büyük T) özdeşleştiririz. Ancak ruhumuz için travma; baş edemediğimiz, bizi çaresiz ve yalnız hissettiren her türlü deneyimdir.

Çocukken duyulmayan sesiniz, okulda yaşadığınız bir dışlanma veya ihmal edilmek de ruhsal bir iz (Küçük t) bırakır. Travma, olayın kendisinden çok, o olayın sinir sisteminizde bıraktığı "Donup Kalma" halidir.

İyileşmek: Unutmak Değil, Dönüştürmektir

Danışanlarımdan sıkça şunu duyarım: "Bu anıları sildirmek, hiç yaşanmamış gibi hissetmek istiyorum."

Bu isteği çok iyi anlıyorum; acıdan kaçmak insani bir reflekstir. Ancak Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) perspektifinden baktığımızda, acıyla savaşmak (onu unutmaya veya bastırmaya çalışmak), bizi o acıya daha çok mahkum eder. Zihninizi bir bataklık gibi düşünün; çırpındıkça daha çok batarsınız.

İyileşmek; geçmişi silmek değil, onun bugünkü hayatınızı yönetmesine izin vermemektir.

Japon felsefesinde "Kintsugi" diye bir sanat vardır. Kırılan değerli seramikler çöpe atılmaz; kırık yerleri altın tozuyla birleştirilerek onarılır. Eşya eskisinden daha değerli ve eşsiz hale gelir. Çünkü o kırıklar artık onun hikayesinin, gücünün bir parçasıdır.

Bizim terapide yaptığımız da budur: Ruhunuzdaki kırıkları gizlemek yerine, onları "altınla" (şefkat ve farkındalıkla) onarmak.

Travmayla Başa Çıkmak İçin 3 Adım

Eğer geçmişin gölgeleri bugününüzü karartıyorsa, şu üç adımı hatırlamak size bir nefes aldırabilir:

1. Savaşmayı Bırakın, Yer Açın Gelen kaygıyı veya kötü anıyı bir düşman gibi kapıdan kovmaya çalışmayın. O anıya, tıpkı evinize gelen davetsiz ama zararsız bir misafirmiş gibi "yer açın". Ona "Seni görüyorum, şu an buradasın ve bu çok acı veriyor, ama ben buradayım" diyebilmek, onun gücünü azaltır.

2. "Şimdi ve Burada"ya Dönün Travma bizi geçmişe çeker. Zihin "O zaman tehlikedeydin, şimdi de tehlikedesin" der. Oysa şu an, bu satırları okurken güvendesiniz. Ayaklarınızın yere değdiğini hissedin, odadaki sesleri dinleyin. Bedeninize "Geçmişte değiliz, şimdideyiz" mesajını verin.

3. Değerlerinize Tutunun Travma size "Kork ve saklan" der. Peki, kalbiniz ne diyor? Sizin için hayatta ne önemli? Sevgi, cesaret, üretmek, bağ kurmak? Acıya rağmen, değerleriniz doğrultusunda atacağınız küçücük bir adım bile (bir dostu aramak, bir çiçeği sulamak), iyileşmenin ta kendisidir.

Yalnız Yürümek Zorunda Değilsiniz

Unutmayın; yaşadıklarınız sizin suçunuz değildi ama iyileşmek sizin sorumluluğunuzda. Ve bu yolculukta yalnız olmak zorunda değilsiniz.

Bir uzmandan destek almak; o sırttaki çantayı bir süreliğine yere indirip, içindekileri güvenli bir alanda, yargılanmadan ayıklamak demektir.

Siz, başınıza gelenlerden çok daha fazlasısınız. Kırıldığınız yer, tam da ışığın içeri girdiği yer olabilir.

Metehan Çakal Uzman Psikolojik Danışman

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page